Gökhan Çelik’ten Öne Çıkan Haber Çalışması

Nisan 11, 20263 Mins Read
19

Dünyanın sınırları artık haritalarla değil, ekran ışıklarıyla çiziliyor. Ne satın aldığımızdan ne düşündüğümüze kadar her şeyimiz görünmez bir ağda toplanıyor.

Bu ağın adı “veri” ve veri, artık yalnızca bir ekonomik kaynak değil; modern devletlerin bağımsızlık ölçütüdür.

Bugün petrolü olmayan bir ülke yaşayabilir, ama verisini kontrol edemeyen bir ülke yaşayamaz. Çünkü veri sadece bilgi değildir; davranışı yönlendirir, algıyı şekillendirir ve ekonomiyi dönüştürür. Tam da bu yüzden MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy’un “Veri Vergisi” ve “Algoritmik Temettü” çağrısı, teknik bir düzenleme önerisi olmanın çok ötesinde, gelecek yüzyılın siyasal vizyonuna dair bir çıkış niteliği taşıyor.

Küresel devler verimizle büyüyor, biz ise sadece kullanıcı kalıyoruz.

Bugün Google, Meta, TikTok ve benzeri platformlar Türkiye’den topladığı verilerle milyarlarca dolarlık bir ekonomik değer üretiyor. Reklam gelirleri sadece buzdağının görünen kısmı. Asıl sermaye, Türk vatandaşlarının saniye saniye ürettiği davranış verileri.

Bu dev şirketler;
• Bizim verimizle yapay zekâ modelleri eğitiyor,
• Türkiye pazarına özel algoritmalar geliştiriyor,
• Davranışsal reklamcılık üzerinden astronomik kazançlar elde ediyor.

Peki bu devasa değerden Türk milleti ne kadar pay alıyor? Cevap ortada: Neredeyse sıfır.

İşte Ersoy’un işaret ettiği boşluk tam da burada yatıyor. “Türkiye kendi verisinden doğan değeri talep etmelidir.” Bu, ekonomik olduğu kadar siyasi bir iddia. Çünkü veri, bugün teknolojik değil, doğrudan egemenlik meselesidir.

“Algoritmik Temettü”: Dünyaya örnek olabilecek bir model

Ersoy’un vizyoner önerilerinden biri de “Algoritmik Temettü” modeli. Yani bir platform Türkiye’nin verisiyle para kazanıyorsa, bu gelir doğrudan millete geri dönmeli.

Bu yaklaşım sadece adaletli değil; aynı zamanda 21. yüzyılın sosyal devlet anlayışını güçlendiren bir fikir. Dünyada henüz benzeri tam anlamıyla uygulanmış bir model yok. Eğer Türkiye bu konuda adım atarsa, dijital egemenlik politikalarında öncü bir ülke olabilir.

Bu konu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu için neden kritik?

Çünkü bu sadece finansal bir mesele değil. Bu, dijital çağda “kim karar veriyor?” sorusunun cevabı. Dijital egemenlik alanı boş bırakılamaz. Boş bırakırsanız, o alanı algoritmalar doldurur.

Bugün sosyal medya akışlarımız, seçim dönemlerinde maruz kaldığımız içerikler, ekonomik kararlarımız ve hatta toplumsal tepkilerimiz dahi veri temelli algoritmalar tarafından şekillendirilebiliyor. Bu da dijital egemenlik meselesini doğrudan bir milli güvenlik sorununa dönüştürüyor.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir… Dijitalde de

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi bellidir: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” 21. yüzyılda bu ilkeyi korumak, artık dijital dünyayı da kapsıyor. Veri bizimse hak da bizim olmalı, kazanç bizimse paylaşım da milletle olmalı.

Algoritmalar bizim davranışlarımızdan besleniyorsa, bu davranışların ekonomik karşılığı da yine millete dönmelidir. Bu mesele, geleceğin nasıl bir Türkiye’de yaşanacağıyla ilgilidir. Bu yüzden sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir başlıktır. Ve belki de yeni bağımsızlık savaşımızın en görünmez cephesidir.

Gökhan Çelik

En Çok Okunanlar