Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 47’nci duruşmasında Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, gözaltı sürecini ağlayarak anlatıp ciddi iddialarda bulundu.
“Utanan varsa çıkabilir” diyerek başladığı konuşmasında çıplak aramaya maruz kaldığını iddia ederek, “Memur eldiven taktı eline. ‘Eşofmanını da çamaşırını da indir. Cinsel organını aç. Arkanı dön, eğil’ dedi” ifadelerini kullandı.
- İBB‘ye yönelik yolsuzluk davasının 47. duruşmasında Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, gözaltı sürecinde çıplak aramaya maruz kaldığını iddia etti.
- Türker, nezarethanede bir kadın memur tarafından soyunmaya, çömelmeye ve cinsel organını açmaya zorlandığını söyledi.
- Türker, savcının kendisine ‘bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dediğini ve çocuklarının Sosyal Hizmetler’e verileceğini söylediğini iddia etti.
Silivri‘de tutuklu bulunan ve görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB’ye yönelik yolsuzluk davasının duruşması 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonunda dün (9 Haziran Salı) gerçekleştirildi. Duruşmada Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker savunmasına devam etti. Mahkeme salonunda gözaltı sürecini gözyaşlarıyla anlatan Türker “Utanan varsa çıkabilir” diyerek başladığı konuşmasında çıplak aramaya maruz kaldığını iddia etti.
“CİNAYET MASADAN POLİSLER EVİME GELDİ”
Türker, 19 Mart’ta gözaltına alınma sürecini, “Polisler eve geldi. Girince polisler hemen telefonumu aldılar, ‘Hiçbir şeye dokunmayın, kimse kımıldamasın, delil karartmayın’ dediler. Dedim ‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız’. Polis, ‘Biz cinayet masadan geliyoruz’ dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben ‘Ne cinayeti’ dedim. ‘Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik’ dedi” ifadelerini kullanarak anlattı.
“NEZARETHANEDE MEFHUMUNUZU YİTİRİYORSUNUZ”
O anda çocuğuna bir bardak su bile veremediğini anlatan Türker, “Vatan Emniyet’e girdik. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm ama sonra ben ikinci kez girdim herhalde nezarete. Asistanım vardı. Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Nezarethanede zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün, bilmiyorum; bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Ben de gittim.” dedi.
“UTANAN VARSA ÇIKABİLİR” DEYİP ÇIPLAK ARANDIĞINI İDDİA ETTİ
Çıplak arama sürecini anlatan Türker, yer yer zorlandığı konuşmasında yaşadıklarını şöyle dile getirdi:
“Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı. ‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim. ‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi. İndirdim. ‘Çamaşırını da’, ‘Nasıl yani’ dedim. ‘İndireceksin’ dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. ‘Şimdi yere çömel’ dedi. Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum. ‘Cinsel organını aç’ dedi. ‘Başını, arkanı dön, eğil’ filan. ‘Tamam’ dedi. Hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla Elif’in ağlamasını hiç unutmuyorum.”
“FATOŞ ÇOK ÇIĞLIK ATINCA BARİ BEN SUSAYIM DEDİM”
Fatoş Pınar Türker, tutuklanıp Silivri’ye nakledildiği süreci, “Cezaevine geldik 5 kadınız. ‘Sizi 6 kişilik koğuşa koyacağız’ dediler. Biz çok sevindik. Sonra müdür hanım, ‘Adalet Bakanlığı’ndan talimat geldi. Sizi ayrı ayrı koyacağız’ dedi. Bizi götürdüler. Biz el eleydik Elif’le (Atayman) zaten. İlk koğuşun kapısına geldik, ‘Burası sen’ dediler. Açtılar koğuşu, koydular beni içine. Kapı kapandı. Ben hemen cama koştum. Cama koştum çünkü bir yanımdaki koğuşa Elif’i, Fatoş’u (Ayık) koydular mı diye… Sonra Fatoş’u, sonra Elif’i. Fatoş çok çığlık atıyordu. Fatoş çok çığlık atınca ona bir şey olacak diye ben bari susayım dedim. Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz. Bir de daha fenası ses gelmezse birbirimizi görmüyoruz, camdan konuşuyoruz.”
SAVCIYLA GÖRÜŞMESİNİ ANLATTI
Tutuklandıktan sonra savcının davetiyle yapılan görüşmeyi de anlatan Türker “‘Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi? Velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değildi, değil mi? Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi. Bir anneye böyle denir mi?” ifadelerini kullandı.
Türker savunmasını, “Ben Medya AŞ Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben yüzde 100 beraat edeceğime, yüzde 90 bile değil, inanıyorum ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya AŞ Genel Müdürü Pınar’ı yargılayın ama anne Pınar’ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum” ifadeleriyle sonlandırdı.












